TÜBA’dan Su ve Gıda Güvenliği İçin Havza Bazlı Kirlilik ve Atıksu Yeniden Kullanımı Çalıştayı

TÜBA’dan Su ve Gıda Güvenliği İçin Havza Bazlı Kirlilik ve Atıksu Yeniden Kullanımı Çalıştayı

TÜBA, Türkiye’nin ulusal bilim akademisi olarak bilimsel araştırmaları teşvik etmeye, bilimsel düşüncenin toplumda yaygınlaşmasına katkı sağlamaya ve Türkiye’nin bilim politikalarına yön verecek stratejik değerlendirmeler hazırlama görevi doğrultusunda çalışmalarına devam ediyor.  Bu doğrultuda TÜBA, su kaynakları üzerindeki artan baskı ve gıda güvenliğine yönelik risklere karşı bilimsel çözüm önerileri geliştirmek amacıyla “Su ve Gıda Güvenliği Perspektifinden Havza Bazlı Kirlilik Yönetimi ve Atıksuların Yeniden Kullanımı Çalıştayı”nı düzenliyor. 11-13 Eylül 2026 tarihlerinde Fırat Üniversitesi ev sahipliğinde Mustafa Temizer Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek çalıştayda, mevcut mevzuattan ileri arıtma teknolojilerine, atıksuların tarımsal sulamada güvenli kullanımından finansman modellerine kadar konunun tüm boyutları disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınacak.

TÜBA’nın Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu ile Gıda ve Beslenme Çalışma Grubu ortak organizasyonuyla gerçekleştirilecek çalıştay, çevre, su, gıda, tarım, halk sağlığı, teknoloji, mevzuat ve ekonomi gibi birbirinden farklı alanları ortak bir gündemde buluşturacak. Bu bütüncül yaklaşımla, su kıtlığı ve iklim değişikliği gibi giderek karmaşıklaşan sorunlara tek bir disiplinin perspektifinden değil, farklı bilim alanlarının ortak katkısıyla çözüm geliştirilecek. “Su ve Gıda Güvenliği Perspektifinden Havza Bazlı Kirlilik Yönetimi ve Atıksuların Yeniden Kullanımı Çalıştayı” yalnızca suyun nasıl korunacağı veya atıksuyun nasıl yeniden kullanılacağı sorularına yanıt aramayacak; Türkiye’nin sınırlı su kaynaklarını koruyarak gıda üretimini sürdürülebilir kılacak, riskleri önceden yönetecek ve bilimsel veriye dayalı bir su-gıda güvenliği yaklaşımının nasıl geliştirilebileceğini tartışmaya açacak.

Bu stratejik ve dünya gündeminde ilk sırada yer alan konu kapsamında düzenlenen çalıştayda; su kaynakları üzerindeki baskının ve gıda güvenliğine yönelik risklerin giderek arttığı bir dönemde hazırlanan programda, su ve gıda güvenliği arasındaki kritik ilişki havza ölçeğinde bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilecek. Su güvenliğinin yalnızca su kaynaklarının korunmasıyla sınırlı olmadığı; tarımsal üretimden gıda güvenliğine, halk sağlığından çevre politikalarına, sanayiden enerji ve finansman modellerine kadar geniş bir alanı doğrudan etkilediği görülüyor. Çalıştay, Havza bazlı kirliliğin mevcut durumu, yasal çerçeve ve izleme mekanizmalarının yanı sıra kirleticilerin gıda zincirine taşınması, ileri atıksu arıtma teknolojileri, gıda sanayisinden kaynaklanan kirlilik ve arıtılmış atıksuların tarımsal sulamada güvenli kullanımı kapsamlı biçimde masaya yatırılacak. Su ve gıda güvenliğini birbirinden bağımsız konular olarak değil, aynı sistemin birbirini tamamlayan unsurları olarak ele alması bakımından önem taşıyor. Çalıştayın temel amacı da havza ölçeğinde kirliliğin önlenmesi, su kaynaklarının daha etkin kullanılması ve arıtılmış atıksuların güvenli biçimde yeniden değerlendirilmesine yönelik bilim temelli çözüm önerileri geliştirmek olarak öne çıkıyor.

6 oturum, 22 bilimsel sunum, çok disiplinli bir program
Programın en önemli özelliklerinden biri, su ve gıda güvenliği konusunu sorunun yalnızca ortaya çıktığı noktadan değil, kaynağından üretime ve tüketiciye kadar uzanan bütün zincir üzerinden değerlendiren çalıştay programında havza kirliliğinin tespitinden kirleticilerin gıda zincirine taşınmasına, atıksuların arıtılmasından yeniden kullanımına, risk yönetiminden finansmana ve döngüsel su yönetimine kadar birbirini tamamlayan başlıklar yer alıyor. Program, konunun kapsamını ve bilimsel çeşitliliğini ortaya koyan 6 ana oturumdan ve 22 bilimsel sunumdan oluşuyor; çevre mühendisliğinden gıda ve beslenmeye, halk sağlığından tarımsal üretime, su yönetiminden iklim değişikliğine, mevzuattan finansmana kadar farklı uzmanlık alanları bir araya geliyor. 21 farklı konuşmacının katkı sunduğu programda, akademisyenlerin yanı sıra Türkiye Su Enstitüsü (SUEN), Devlet Su İşleri (DSİ) ve ilgili kamu kurumlarından uzmanların yer alması, çalıştayın yalnızca akademik bir değerlendirme toplantısı olmanın ötesinde uygulama ve politika boyutlarını da kapsamasını sağlıyor.

Bilimsel tartışmadan ulusal yol haritasına
Program hakkında konuşan TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, çalıştayın yalnızca mevcut durumu değerlendiren bir bilimsel toplantı olarak değil, Türkiye’nin gelecekteki su ve gıda güvenliği politikalarına katkı sunacak bir platform olarak tasarlandığına dikkat çekti.

Başkan Şeker’in vurguladığı temel hedeflerden biri, ilgili bakanlıklardan akademiye kadar tüm paydaşları bir araya getirerek mevcut mevzuat ve uygulama boşluklarını analiz etmek ve atıksuların yeniden kullanımına yönelik ulusal bir yol haritası oluşturmak oldu. Bu yaklaşımla, çalıştayın bilimsel bilgi üretmenin yanı sıra doğrudan politika geliştirme süreçlerine katkı sunmasını amaçladığını ortaya koymak olduğunu söyledi. Başkan Şeker, 21.  yüzyılda su kaynakları üzerindeki baskının ve gıda güvenliğine yönelik risklerin giderek arttığı bir dönem olduğuna dikkat çekti, çalıştayda teorik bilginin sahadaki gerçeklerle buluşturularak Türkiye’nin su ve gıda güvenliğini artıracak somut adımların tartışılacağının altını çizdi. “Bu yönüyle çalıştay, akademik değerlendirmeleri uygulamadaki ihtiyaçlarla buluşturan bir bilim-politika köprüsü oluşturmayı hedefliyor. Özellikle Ulusal Su Planı 2026-2035, havza yönetim planları, su kalitesi izleme sistemleri, atıksu yeniden kullanım stratejileri ve Avrupa Birliği düzenlemeleri gibi güncel politika ve uygulama başlıklarının programda yer alması, toplantının Türkiye’nin mevcut su yönetimi gündemiyle doğrudan bağlantısını güçlendiriyor.” dedi. Başkan Şeker ayrıca, çalıştay kapsamında sunulan bildirilerin kapsamlı bir kitap hâlinde yayımlanarak ilgili kurum ve kuruluşlar ile politika üreticilerin istifadesine sunulacağını bilgisini de verdi. Böylece çalıştayda ortaya çıkacak bilimsel değerlendirmelerin yalnızca etkinlik süresince kalmasının önüne geçilmesinin, Türkiye’nin su ve gıda güvenliği alanındaki politika ve uygulamalarına uzun vadede katkı sağlayacak bir başvuru kaynağına dönüşmesinin hedeflendiğini söyledi.