iNCLUSION Projesi, Kültürel Mirası Kapsayıcı Anlatım Yoluyla Dönüştürdü

iNCLUSION Projesi, Kültürel Mirası Kapsayıcı Anlatım Yoluyla Dönüştürdü

TÜBA’nın koordinatör olduğu, Türkiye Ulusal Ajansı Erasmus+ KA220-HED programı kapsamında desteklenen iNCLUSION Projesi (“Upskilling Higher Education Students to Create Transformative Cultural Experiences for Audiences with Disabilities”), kültürel mirasın tasarlanma, deneyimlenme ve aktarılma biçimlerini Avrupa ölçeğinde yeniden ele alan sosyal inovasyon projesidir. Proje, özel gereksinimli bireyler için kapsayıcı, erişilebilir ve duygusal olarak etkileşimli kültürel anlatımın geliştirilmesine, kültürel miras alanında uzun süredir hissedilen önemli bir ihtiyaca odaklandı. Anadolu Üniversitesi, Balkan Müze Ağı, SEALS Foundation, Artifactory ve SOBE Vakfı’nın katkılarıyla şekillenen bu iş birliği ağı, projenin hem akademik hem de uygulamaya dönük güçlü bir zemine ilerledi.

Projenin açılış toplantısı 24-25 Haziran 2024 tarihlerinde TÜBA’nın Ankara’daki merkezinde ve ardından Anadolu Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmiş; Türkiye ve Avrupa’dan akademik kurumlar ile kültürel miras alanında faaliyet gösteren paydaşlar bir araya gelerek kapsamlı bir yol haritası oluşturmuştur.

Kültürel miras yalnızca korunması gereken tarihsel bir değer değil; katılım, paylaşım ve deneyimle anlam kazanan toplumsal bir alandır. Ancak günümüzde pek çok özel gereksinimli birey, müzelerden ören yerlerine, sergilerden kültürel turizm faaliyetlerine kadar geniş bir yelpazede fiziksel, dijital ve anlatısal engellerle karşılaşmaktadır. iNCLUSION Projesi bu tabloyu değiştirmeyi amaçlamış; yükseköğretim öğrencilerini kapsayıcı hikâye anlatımı, evrensel tasarım ilkeleri, dijital anlatı üretimi ve erişilebilirlik odaklı kültürel deneyim tasarımı alanlarında yetkinleştirerek kültürel mirasın herkes için anlamlı ve erişilebilir hale gelmesine katkı sunmuştur. Projede erişilebilirlik, sonradan eklenen teknik bir düzenleme değil; yenilikçi sürecin merkezinde yer alan temel bir tasarım ilkesi olarak konumlandırılmıştır.

Bu doğrultuda gerçekleştirilen uluslararası toplantılar ve eğitim programları projenin sahadaki etkisini somutlaştırmaktadır. Proje paydaşım Balkan Müzeler Ağı ev sahipliğinde 22-25 Ekim 2024 tarihleri arasında Saraybosna’da gerçekleştirilen eğitim programında uzmanlar ve katılımcılar, özel gereksinimli bireylerin kültürel mirasa erişimini artırmaya yönelik yöntemleri birlikte ele almış; deneyim paylaşımı ve atölye çalışmalarıyla kapsayıcı uygulama örnekleri geliştirilmiştir.

Proje paydaşı SEALS Foundation ev sahipliğinde 3-7 Nisan 2025 tarihlerinde Amsterdam'da düzenlenen toplantı ve eğitim oturumlarında ise farklı engel gruplarına uygun dijital anlatı yöntemleri üzerinde çalışılmış; seçili kültürel miras unsurlarının alt yazı, sesli betimleme ve görsel destek gibi erişilebilirlik araçlarıyla yeniden tasarlanmasına yönelik uygulamalar yapılmıştır. Bu çalışmalar, kapsayıcı kültürel deneyimlerin yalnızca teorik bir çerçeve değil, uygulanabilir bir model olarak geliştirildiğini ortaya koymaktadır.

Projenin önemli aşamalarından biri, 10 Ocak 2026 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Kültürel Miras Sektöründe iNCLUSION Konferansı olmuştur. Konferans; kültürel mirasın erişilebilirliği, kapsayıcı politikalar ve dijital hikâye anlatımı konularını uluslararası düzeyde ele alarak akademisyenleri, politika yapıcıları ve sektör temsilcilerini aynı platformda buluşturmuştur.

Etkinlik kapsamında 60’ın üzerinde bildiri sunulmuş ve 100’ü aşkın katılımcı yer almıştır. Böylece iNCLUSION Projesi, yalnızca eğitim ve uygulama boyutuyla değil, politika ve strateji geliştirme perspektifiyle de kültürel miras alanına katkı sunma hedefini somut biçimde gerçekleştirmiştir. Konferans bildirilerinden oluşan kitap yayına hazırlanmaktadır.

iNCLUSION Projesi’nin en yenilikçi boyutlarından biri, kültürel miras hikâyelerini yalnızca içerik üretimi olarak değil, kapsayıcı bir deneyim tasarımı süreci olarak ele almasıdır. Proje kapsamında geliştirilen toplam 40 kültürel miras hikâyesi; somut ve somut olmayan miras unsurlarını, yerel gelenekleri, ritüelleri, zanaat pratiklerini ve toplumsal hafıza anlatılarını kapsayacak şekilde seçilmiş ve her biri farklı engel gruplarının bilişsel, duyusal ve algısal ihtiyaçları dikkate alınarak yeniden yapılandırılmıştır. Bu hikâyeler klasik metin formatında sunulmamış; altyazılı ve işaret dili destekli video anlatımlar, sesli betimlemeli versiyonlar, Kolay Okunur (Easy to Read) metinler, görsel destekli sadeleştirilmiş içerikler, podcast formatları ve dijital e-kitap versiyonları ile çoklu erişim katmanları oluşturulmuştur. Böylece kültürel içerik tek bir sunum biçimine indirgenmemiş; kullanıcıların kendi ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre erişebilecekleri esnek bir multimedya altyapısı geliştirilmiştir.

Hikâyelerin tasarım sürecinde evrensel tasarım ilkeleri ve bilişsel erişilebilirlik kriterleri sistematik biçimde uygulanmıştır. Metinlerde kısa ve net cümle yapıları tercih edilmiş, sembolik ve açıklayıcı görsellerle desteklenen bölümlendirme teknikleri kullanılmış, bilişsel yükü azaltan akış şemaları oluşturulmuş ve duygusal bağ kurmayı güçlendiren karakter merkezli anlatım yapıları benimsenmiştir. Özellikle zihinsel ve nörogelişimsel farklılıkları olan bireyler için karmaşık tarihsel aktarım yerine deneyimsel ve empatik anlatım tercih edilmiş; kültürel mirasın yalnızca bilgi olarak değil, hissedilebilir bir deneyim olarak sunulması hedeflenmiştir. Bazı dijital hikâyelerde tıklanabilir bilgi katmanları, alternatif anlatı yolları, görsel-işitsel senkronizasyon ve mikro-öğrenme modülleri kullanılarak kullanıcı pasif bir izleyici konumundan çıkarılmış, anlatının aktif bir katılımcısı hâline getirilmiştir. Bu yaklaşım, kültürel öğrenmenin doğrusal bir bilgi aktarımı değil; çok boyutlu bir etkileşim ve bağ kurma süreci olduğunu ortaya koymaktadır.

Proje kapsamında geliştirilen hikâyeler yalnızca teknik olarak erişilebilir değil; aynı zamanda duygusal olarak kapsayıcıdır. Örneğin seçili bir somut olmayan kültürel miras unsurunun anlatımında, ritüelin tarihsel arka planı kadar, o ritüeli deneyimleyen bireyin perspektifi merkeze alınmış; işitme özel gereksinimli bireyler için görsel ritim unsurları güçlendirilmiş, görme özel gereksinimli bireyler için mekânsal betimlemeler ayrıntılandırılmış, bilişsel farklılıkları olan bireyler için ise olay örgüsü sadeleştirilerek net bir zaman akışı sağlanmıştır. Bu yöntem, tek bir “standart kullanıcı” varsayımını terk ederek farklı deneyim biçimlerini eşit derecede meşru kabul eden bir anlatı anlayışını temsil etmektedir.

Multimedya içerik üretim süreci aynı zamanda öğrenci merkezli bir öğrenme modeli olarak yapılandırılmıştır. Yükseköğretim öğrencileri yalnızca içerik tüketicisi değil; araştırmacı, tasarımcı ve üretici olarak sürecin aktif paydaşı olmaları hedeflenmiştir. Bu kapsamda kültürel miras araştırmaları gerçekleştirmiş, hedef engel gruplarına yönelik ihtiyaç analizleri yapmış, dijital anlatı senaryoları geliştirmiş, video ve ses içerikleri üretmiş, pilot uygulamalar aracılığıyla geri bildirim toplamış ve içeriklerini bu geri bildirimler doğrultusunda revize etmiştir. Böylece erişilebilirlik, sonradan eklenen teknik bir düzenleme değil; tasarımın başlangıç noktasından itibaren yer alan etik ve pedagojik bir ilke olarak içselleştirilmiştir.

Projenin çıktıları yalnızca uygulama düzeyinde kalmamış; aynı zamanda politika ve akademik bilgi üretimine de katkı sunmuştur. Müze profesyonelleri, kültür yöneticileri ve eğitimcilerle gerçekleştirilen kapsamlı anket çalışmaları analiz edilerek İngilizce bir kitap hâline getirilmiş; erişilebilir kültürel anlatımın mevcut durumu ve ihtiyaç alanları uluslararası literatüre kazandırılmıştır. Ayrıca proje kapsamında geliştirilen politika önerileri, yükseköğretim kurumlarında kapsayıcı kültürel tasarımın müfredata entegrasyonu, dijital erişilebilirlik standartlarının yaygınlaştırılması ve kültürel kurumlarda evrensel tasarım ilkelerinin kurumsal politika hâline getirilmesine yönelik somut öneriler içermektedir. Bu yönüyle iNCLUSION Projesi yalnızca içerik üreten bir girişim değil; kültürel miras alanında kapsayıcı dönüşüm için uygulanabilir ve sürdürülebilir bir model sunmaktadır.

Sonuç olarak iNCLUSION Projesi, kültürel mirasa katılımı teknik bir erişim meselesi olarak değil, hak temelli ve etik bir sorumluluk alanı olarak ele almaktadır. Empatiyi, katılımı ve çoklu deneyim biçimlerini merkeze alan bu yaklaşım, kültürel mirasın herkes için erişilebilir, paylaşılabilir ve anlamlı bir kamusal alan hâline gelebileceğini güçlü biçimde ortaya koymaktadır. Avrupa Erişilebilirlik gündemi, dijital dönüşüm hedefleri ve sosyal sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu olarak geliştirilen bu model, kültürel mirasın geleceğine dair kapsayıcı ve dönüştürücü bir vizyon sunmaktadır.

İlgili Fotoğraflar